27 Aralık 2017 Çarşamba

Nokta'yı bilmek.

"Noktanın sonsuzluğu ve insan

Kuantum mekaniği alanına girince, nokta’nın taşıdığı sırlar üzerinde de düşünüp konuşmak kaçınılmaz oluyor. Neden? 

Çünkü içinde bulunduğumuz âlem / kainat, bundan yaklaşık 13,7 milyar yıl önce, bir noktacık halinde belirerek başlamıştı. 

Nokta ne demektir ona da bakalım: Nokta’nın bir çok anlamı var... 

Geometrideki anlamı şöyle:

“ Üç boyutun (uzunluk, genişlik ve yüksekliğin) hiç birinin kendinde olmadığı varlık, noktadır...”

Çok boyutlu âlem (evren) hiçlikte beliren bir nokta ile ( Big-Bang / Büyük Patlama anında) başlamıştır. Nokta’nın boyutsuz olması derin sırlar ve anlamlarla yüklüdür... 

O çember şeklindeki yerde, yani noktada; küreler ve zerreler aleminin tüm boyutları ve varlıkları bir aradadır... 

Zaman diye adlandırdığımız boyut da o çemberin içindedir ve o iç içe daireler oluşturan sarmalın katmanlarıyla birliktedir. 

Hz. Mevlana Celadettini Rumi’nin bilgelik ve gönül yoldaşı Şemsi Tebrizi 14. yüzyıldan günümüze seslenerek bu gerçekliği şöyle ifadeye almış:  

“ Alemler, tüm boyut ve katmanları ile insanda mevcuttur...” 

İnsanı tanımlarken ona “mikrokosmoz / küçük kainat” denmesinin sebebi de budur. 

Yani, nokta hangi boyutları çemberinin içinde taşıyorsa, mikrokosmoz olan insanda da onların hepsi mevcuttur "

Yaşamın kaynağı.

"Hayat piyano gibidir; 
Beyaz tuşlar mutluluğu 
ve siyah tuşlar hüznü temsil eder. 
Ancak hayatın yolculuğuna çıkarken, 
siyah tuşların da müzik oluşturduğunu unutmayın. 

26 Aralık 2017 Salı

Zıtlıklar ..

ENANTİODROMİA (Kutupluluk)

Evrendeki kutupluluk ve denge yasaları icabı, zıta yönelen herhangi bir güç, kaçınılmaz olarak kendi karşıtını doğurur. Çünkü denge, ancak böyle kurulur. 

Meselenin özünde, telaffuzu güç Yunanca bir kelimeyle izah edilen çok önemli bir yasa var: Enantiodromia. 

'Enatio' (karşı koymak, karşısında durmak) ve 'dromia' (koşmak) sözcüklerinden terkip edilmiş bu kelime, bir yöne gidildiğinde, buna karşıt bir hareketin kendiliğinden oluştuğunu anlatmak için ilk kez filozof Heraclitus tarafından kullanılmıştır

"Yukarıya çıkış ve aşağıya iniş bir ve aynıdır," diyerek epeyce insanın kafasını karıştırdığını tahmin ettiğimiz Heraclitus, asla görmezden gelemeyeceğimiz bu kozmik yasayı ne güzel kavramış.

" Kutupluluk prensibi, tezahür eden her şeyin, 'iki yanı', 'iki vechesi', 'iki kutbu', 'bir zıt çifti' olduğu ve uçlar arasında çeşitli derecelerin bulunduğu gerçeğini anlatır,"

(Üç İnisiye; Kybalion; çev.: Murat Sağlam; sayfa 135-138)

*********************************************

"Kutupluluk yasasının psikolojik versiyonu enantiodromia devreye girdiğinde, aşırıya kaçan tüm davranış ve duyguların zıtlarını ortaya çıkarır. Bu zıtların ikametgâhı, 'inkâr edilen', 'sahiplenilmeyen', 'yadsınan' tüm duyguların biriktiği gölgedir. 

"Yeter artık! Bunu yeteri derecede yaptın/ yaşadın/duyumsadın. Şimdi zıttını deneyerek aradaki farkı öğren," diyen bilincin karanlık yönü tetiklendiğinde şaşırtıcı şeyler oluşur: 

Sevgi birden nefrete dönüşür; aşırı iyilik ya da ruhaniyet temel içgüdülere rücu eder; tek yönlü yaklaşımlar karşı görüşü benimsemeye başlar. 

Buna verilebilecek örnekler pek çok: 

Toplumun en yüksek ahlaki değerlerinin ateşli savunucusu bir fanatiğin hayat kadınlarıyla seks yapması; 

Büyük güç sahibi olan işadamının/kadınının geceleri sado-mazo ilişkiler yaşaması; 

Yardımseverin çocuklarını döverek hıncını çıkarması gibi. 

Yıllardır tanıdığınız birinin aniden karakter değiştirdiğine şahit olduğunuz da bilin ki karşınızda duran o değil onun gölgesidir. 

Enantiodromia'nın fonksiyonu bizi bilinçli kılmaktır. 

Gerçek şu ki ,şeytanı taşlamakla şeytanı yenmek mümkün değildir..."

Yaşam ve döngü..


Görüntünün olası içeriği: çiçek ve bitki
"Büyük bir şaşadır ölüm"

ebruli nurlarla gelir 
öyle bir yanardağdır ki öfkesi  
mutantan destur'larla gelir

karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazger
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerin
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir"
Attila İlhan'ın bu şiiriyle anlattığı kavram yaşam ve ölüm diyalektiği...
Her canlı, yaşam-ölüm diyalektiğini içinde taşır.
Evrenin kendisi tam anlamıyla diyalektik bir devinim sürecidir.
Yaşam ölüme meydan okuyan bir süreçken, ölüm de anlık bir olay olmayıp yaşamı yenilgiye uğratmaya çalışan bir süreç...
Yaşam ve ölüm karşıtlığı hatırlanacak olursa, organik yaşam zaten her an bazı hücrelerin ölmesi ve yenilerinin doğması (yani canlının her an hem kendisi olması hem de olmaması) şeklinde ilerleyen bir süreçtir. 
Bu nedenle canlılığın kendisi sürekli ortaya çıkan ve ancak çatışmalarla çözülen bir çelişkidir. 
Zaten herhangi bir canlı varlık açısından bu çelişkinin bitmesi, canlılığı var eden yaşam-ölüm çatışmasının ölüm lehine sonuçlanması anlamına gelmektedir. 
Ancak unutmamalı ki, bu ölüm başka canlılar açısından yaşamın başlangıcı ya da devamı olacak, yani çelişki ve hareket mutlak anlamda asla sona ermeyecektir. 
Engels, doğanın diyalektiğin deneme tezgâhı olduğuna değinir. 
Bilimsel buluşlar, doğada her şeyin metafizik değil ama diyalektik yasalara göre yürüdüğünü kanıtlamaktadır. 
Doğa kesintisiz bir var oluş ve yok oluş sarmalında, spiral basamaklarda ilerleyen sonsuz bir akış halindedir. 
Ve zaten diyalektik düşüncenin kendisi de, sonsuz hareketin doğru tarzda düşünen beyindeki yansımasından ibarettir. 
Hareketin sonsuzluk özelliğini kavramaya çalışan diyalektik açısından, o halde hiçbir şey kesin, mutlak ve değişmez değildir. 
Diyalektik yaklaşımın üstünlüğü, her şeydeki ve her şeyin içindeki geçici niteliği açıklayabilmesidir. 
"Herşey, aynı zamanda zıttını içinde barındırır"

Ruh ve yaşam

Ruhumu bilinmeyene gönderdim.
Ölümün ötesinden iki kelam için,
Sonra sonra ruhum geri döndü.
Ve dedi ki: 

''Ben, hem cennetim, hem de cehennem''

Ömer Hayyam