2 Nisan 2018 Pazartesi

Uzmanlar Dünya’nın 6.Kitlesel Yokoluş Olayının Eşiğinde Olduğumuz Konusunda Uyarıyor.

Yeni yapılan araştırmalara göre gerçek şu ki, sonuncu namluya doğru bakıyoruz. Bilim insanları, önceki varsayımların aksine, tarihteki en büyük kitle yok oluşu olayına yönelik erken uyarı işaretleri olduğunu belirlediler. Artık bu işeretlerin neler olduğunu biliyoruz ve bunların günümüzde gözlemlenebilir ve endişe verici benzerlikleri var. Tarihte böyle olaylar az rastlanır şeyler değil ve bugün dünyanın canlılarla dolu olduğu gerçeği, onların gezegendeki yaşamı tamamen yok edemediklerini gösteriyor. Ama kitlesel yok oluş, canlılığın nasıl gelişeceğine dair gidişatı değiştiriyor. Bazı dinazorlar yok olmasaydı, örneğin insanların da dahil olduğu memelilerin artışı hiç gerçekleşmeyebilirdi. Bildiğimiz en büyük kitlesel yok oluş Permiyen-Triyas olayıydı. Permiyen döneminin sonunu ve Triyasın başını işaret eden olay 252 milyon yıl önce oldu. Korkunç bir şekilde bu olay deniz yaşamının %96’sını ve karadaki yaşamın %70’ini öldürdü. Sibirya’daki büyük volkanik aktivitenin büyük ölçüde tüm dünyada atmosferi değiştiren ve birçok ekosistemin çöküşüne yol açan neden olduğu düşünülüyor...
Belki de, kısmen ozon tabakası üzerindeki volkanik hareketlerin etkisi , onun incelmesine ve bitki yaşam döngüsünün bozulmasına neden oluyor. En az 20 yıldır, bu olayın uyarısız ve aniden olduğu kabul ediliyordu. Bir gün herşey yolundaydı ve ertesi gün patlama. Ancak Friedrich-Alexander Üniversitesi Almanya’daki Museum Naturkunde’den araştırma ekibine göre bu böyle olmadı. İran’da önceden araştırılmamış fosillerin incelenmesiyle, olay yaşanmadan 700,000 yıl kadar önceki uyarı işaretlerini şimdi buldular. Ammonoidlerin aynı zamanada amonit olarak da bilinen deniz yumuşakçaların türlerinin o zamanlar öldürüldüğünü ve hayatta kalan türlerin giderek azaldığını ve daha az karmaşıklaştıklarını keşfettiler. Başka işaretler de mevcut ve şok edici bir biçimde olduğu biliniyor. FAU’nun baş yazarı Wolfgang Kießling “Oksijen eksikliğinin, okyanus asitlenmesinin ve şiddetli küresel ısınmanın çok fazla kanıtı var.” dedi. “Geçmişte yaşanan olaydan bizi farklı kılan bu fenomenlerin kapsamı. Örneğin, Bugünün sıcaklıktaki artışı 250 milyon yıl öncesinden önemli ölçüde daha düşük.” Diğer araştırmacılar son milyon yılda Permiyen sürecinde, karada dallı bacaklıların azaldığını ve denizde radiolarian denilen tek hücrelilerin de azaldığını keşfetti. Günümüzde deniz hayvanlarının azalabileceğine dair bulgular var. Geçen yıl araştırmacılar, son 65 yılda Atlantik ringa balığının %15 oranında azaldığını ve bunun iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olma ihtimalini ortaya çıkardı. Ekibin araştırması, bilim insanları korosu ve giderek artan bulgularla birleşerek Dünya’nın altıncı kitlesel yok oluş olayının eşiğinde olduğumuz konusunda uyarıyor. Kießling “Şu anda gözlemlediğimiz tüm habitatlardaki artan yok olma oranı, insanların yaşam alanlarının tahrip edilmesi, aşırı balık tutma ve kirlilik gibi doğrudan etkilere dayandırılabilir.” dedi. “Bununla birlikte, özellikle okyanuslardaki hayvan türlerinin azalması, iklim değişikliğine oldukça açık bir şekilde atfedilebilir. Bu işaretleri çok ciddiye almalıyız.” diyerek ekledi. 

Kaynak: https://www.sciencealert.com/world-s-largest-mass-extinction-permian-triassic-warning-signs-happening-now

Dünya Üzerinde Yüzen Dev Plazma Tüpleri Var

Uzun süredir onlardan şüpheleniyorduk ama 2015’te gökbilimciler ilk kez Dünya’yı çevreleyen manyetosferin iç katmanlarında tübüler plazma yapılarının görsel kanıtlarını yakaladılar. 2015’te Cleo Loi ”60 yıldan uzun süredir, bilim insanları bu yapının varlığına inandı ama onları ilk kez görüntülüyerek , onların gerçekten orda olduğuna dair görsel bir kanıt sağlamış oldular.” dedi. Loi bu araştırmanın baş yazarıydı, ödüllü lisans tezinin bir parçası olarak yapılmış ve Geophysical Research Letters dergisinde yayınlanmıştır. 
Yapıların keşfi önemlidir çünkü bir örnek olarak sivil ve askeri uydu tabanlı navigasyon sistemlerimizi etkileyebilecek istenmeyen sinyal bozulmalarına neden olurlar. Yani onları anlamalıyız.” dedi. Plazma yapısı şu şekilde açıklandı: Dünya’nın etrafında uzay bölgesine magnetik alanla dolu magnetosfer adı verilen ve güneş ışığıyla iyonize edilmiş atmosfer tarafından oluşturulan plazma ile doludur. Magnetosferin en içteki katmanı iyonosferdir ve bunun üzerindeki de” plasmasphere”dir. Tüpler içeren çeşitli garip şekilli plazma yapıları ile gömülüdürler. Loi ” Yaklaşık olarak yerin 600 km üzerinde olması için pozisyonlarını hesapladık ve iyonosferin üzerinden plasmasphere’ doğru geçişin devam ettiği görüldü. 
Burası neredeyse nötr atmosferin bittiği yer ve uzayın plazmasına geçiş yapıyoruz.” dedi. Loi, Batı Avustralya çölünde bir radyo teleskopu olan Murchison Widefield Array’ı kullanarak gökyüzünün büyük yamalarını haritalayabildiğini ve bir film oluşturmak için dizinin hızlı enstantane olanaklarından yararlanabileceğini keşfetti ve plazmanın gerçek zamanlı hareketlerini etkin bir şekilde yakaladı. 

Kaynak: https://www.sciencealert.com/science-confirms-giant-plasma-tubes-floating-above-earth

1 Nisan 2018 Pazar

İnsan olmak yaratılmışlığın kutsalında görür bütün canı veyacansızlara (kainatta cansız diye bir şey yok.Her şey canlı )aynı gözlebakar.


Tabakhaneye bok yetiştirmek deyimi

Tabakhaneye Bok Yetiştirmek
Osmanlı döneminde deri tekeli Safranbolu'daydı. Tabaklanmayan deriyi satanlardan, o dönemin tüccarları alış veriş yapmazlardı. O dönem çok para kazanan Safranbolu'lu iş adamları Köşkler, konaklar ve 99 odalı evler yaptırmış, bazı evlerin içine çeşme dahi getirilmiştir. Safranbolu'da taze köpek dışkısı için tabakhanelerde yaygın olarak binlerce köpek beslenirmiş. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği "sama" safhasında, taze köpek dışkısı enzimlerine ihtiyaç duyulduğundan, tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek dışkısı toplarlar, "sama" işlemi ancak dumanı tüten taze dışkı ile yapılabildiğinden koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş. Hayvanların derilerinin işlendiği atölyeler köpek dışkısı için yanar tutuşurlarmış. Çünkü bir tek taze köpek bokunda bekletilen deri yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen, yani kaliteli olabilirmiş. Bu nedenle köpek çiftlikleri kurulmuş. Binlerce köpek beslenmiş, üretilmiş ve hatta köpeğin dışkısını sıcak ve kurumadan yetiştirmek için sistemli bir iş örgütlenmesi kurulmuştur.
Bugün bu tür dericilik tamamen ölmüş olup, yapay olarak yani kimyasallarla da aynı sonuç elde edilmeye başlanınca köpeklerin de, dışkı toplayıcıların da pabucu dama atılıvermiş. "Tabakhaneye bok yetiştirmek" de yeni kuşakların nereden geldiğini
bilmediği, merak ettiğini de sanmadığım bir deyiş olarak -belki de içinde bok kelimesi geçtiğinden- günümüze kadar gelebilmiş.
Safranbolu'da deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına;
"Dabbak mısın; it bokuna muhtaçsın" denirmiş...

Adalet öldü..