2 Aralık 2017 Cumartesi

Sessizliğinle tanış..

“Kutsal göller ve nehirlerde suyun ötesinde bir şey yoktur. Biliyorum çünkü her ikisinde de yüzdüm.” “Tüm Tanrılar, ahşaplara, mermerlere oyulmuş, hepsi sessizdir. Biliyorum çünkü hepsine yakardım.” “Doğu ve Batı’nın tüm kutsal kitapları sadece kelimelerden ibarettir. Biliyorum çünkü hepsini inceledim, hepsini okudum.” “ancak eğer 
yüce varlıkla tanı şma deneyimini 
yaşadıysanız her şey anlam kazanır: Sular kutsallığı taşır, Tanrılar size cevap verir, kitaplardaki sözler sizi aydınlatır.” 
“ ancak yüce varlı ğ ı hissederseniz hepsi gerçek olur. Aksi takdirde bütün bunlar, önceki nesillerin tam olarak açıklayamadan bize bırakmak istediği birtakım önemli şeylerden ibaret olur.” 

Hintli şair Kabir  (1440-1518) 

Sakinlik..

ERGÜN ARIKDAL
EZOTERİK ÇALIŞMALARDA TÜM DUYGULAR, EVRENLE AKORT HALİNE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIR
Büyük sükut içinde insan, çevresiyle iç ahengi içindedir. Buna genellikle Batı'da ADEN HALİ denir. Aden'in içinde yaratılan bütün varlıkların birbirlerine karşı olan durumları, AHENK içinde olmaları kastedilir. Orada, bitkilerle hayvanlar ve diğer varlıklar büyük bir SÜKUNET halindedir. Karşılıklı tesir alış verişinde bulunurken hiç bir varlık, diğerini hırpalamak durumuna düşmez. İnsan henüz, neden? niçin? nasıl? diye sormaya başlamamıştır. İşte bu İLK HAL'i, Aden'deki sükunet halini GERÇEKLEŞTİRMEYE uğraşmak, ezoterik çalışmaların önemli UYGULAMA'larından biridir. NEREDE?...... Bu dünyada, bu beden içerisinde, bu bilgilerle... Büyük bir sükut içinde kalmanın asıl amacını, ilk uygulayıcılar çok iyi bilmekteydiler. RUH ile EVREN arasındaki DENGE'yi kurmak. Bir tür, tüm duyguları evrenle AKORT haline getirmek... Böyle bir sükut hali içerisindee yapılan yegane aktivite KALBİ DUA'dır. Buradaki dua, zamanımızdaki genel dua anlayışının çok üzerindedir. Çünki genellikle zamanımızda insanlar kendi egolarının çıkarları için Tanrı'dan talepte bulunurlar. İnsan aslında istedikleri şeylere göre de bir SINIFLAMA'ya tabi tutulabilir. Duada, insanların isteklerinin nereden hız alıp talepte bulundukları önemlidir. İnsanların isteklerine cevap verenler, bir hiyerarşik sistemde ayrı ayrı varlıklardır. İnsanlar hangi taraftan ne istemişlerse, oradan cevap gelir.. Ve hiç bir zaman bunları Tanrı'nın verdiğini düşünmeyiz. Tanrı kulundan ne bir şey alır, ne bir şey verir. Çünki, Tanrı'nın varlıklarıyla doğrudan ilişkisi yoktur. Eğer insan Tanrı'ya gerçekten yaklaşmak istiyorsa, ''O'' nun KOZMİK KANUNLAR'ına mümkün olduğu kadar uymaya çalışmalıdır. Hiç bir varlık, Kaadir-i Mutlak Yaradan ile, arasındaki boşluğu dolduramayacaktır. Dolayısıyla insanın yapacağı iş, kendi YÜKSEK ŞUUR'u ile NEFS'i arasındaki boşluğu doldurmaktan ibarettir. Nefsinden kalkıp, yüksek zatına geçebilmek için, ortada bulunan derin uçurumu doldurmak, daha yükseğe atlamanın yollarını, şartlarını, araçlarını aramak olacaktır.
Gizli Öğreticilik
Sayfa: 65

Yalnızlık

Tek Başınalık ve Yalnızlık – 
Çok girift, karmaşık bir şeyin anlaşılması gerekiyor: Eğer âşık değilsen yalnızsındır. Eğer âşıksan, gerçekten âşıksan tek başına olursun.
Yalnızlık üzücüdür; tek başınalık üzücü değildir. Yalnızlık bir tamamlanmamışlık duygusudur. Sen birisine ihtiyaç duyarsın ve ihtiyaç duyulan kişi mevcut değildir. Yalnızlık karanlıktır, onda hiç ışık yoktur. Karanlık bir evdir, birisinin gelip ışığı yakmasını beklemek ve beklemektir.
Tek başınalık, yalnızlık değildir. Tek başınalık kendinin tam olduğunu hissetmek anlamına gelir. Hiç kimseye ihtiyaç yoktur, sen yeterlisin. Ve bu aşkın içinde gerçekleşir. Âşıklar tek başına olurlar. Aşkın aracılığıyla sen içsel bütünlüğüne dokunursun. Aşk seni bütün hale sokar. Âşıklar birbirlerini paylaşırlar fakat bu onların ihtiyacı değildir. Bu onların taşan enerjisidir.
Yalnız hisseden iki kişi bir anlaşma yapabilir, bir araya gelebilir. Onlar âşık değildirler, unutma. Onlar yalnız olarak kalırlar ama şimdi diğerinin varlığı yüzünden yalnızlığı hissetmezler, hepsi bu. Onlar bir şekilde kendilerini kandırıyorlar. Onların aşkı kendilerini kandırmak için bir yalandır: “Ben yalnız değilim, başka birisi daha var.”
İki yalnız insan buluştuğu için, onların yalnızlıkları ikiye katlanır hatta kat be kat artar. Normalde olan budur. Sen tek başınayken yalnız hissedersin ve ilişkideyken de kendini berbat hissedersin. Bu her gün gerçekleşen bir gözlemdir. İnsanlar bir ilişkide değilken yalnız hissederler ve ilişki kuracakları birisini ararlar. Birisiyle ilişki halindeyken ise mutsuzluk başlar; o zaman tek başına olmanın daha iyi olduğunu hissederler: Bu kadarı çok fazladır.
Ne olur? İki yalnız insan buluşur: Bunun anlamı iki sıkıcı, üzüntülü, mutsuz insan bir araya gelir ve mutsuzluk katlanır. Nasıl iki çirkinlik güzellik haline gelsin? Nasıl olur da iki yalnızlık bir araya gelerek bir tamamlanmışlık hissi, bütünlük sağlayabilir? Mümkün değildir. Onlar birbirlerini sömürür, bir şekilde onlar birbirleriyle ilişkide olarak kendilerini kandırırlar ama bu kandırmaca fazla ilerleyemez. Balayı bittiğinde evlilik de bitmiştir. O sadece geçici bir yanılsamadır. Gerçek aşk yalnızlıkla savaşma çabası değildir. Gerçek aşk yalnızlığı tek başınalığa dönüştürmektir, diğerine yardımcı olmaktır: Eğer bir insanı seversen o kişinin tek başına olmasına yardım edersin. Onu doldurmaya çalışmazsın. Onu bir şekilde varlığınla tamamlamaya çalışmazsın. Diğerinin tek başına olmasına, sana ihtiyaç duymayacağı kadar onun kendi varlığıyla dolmasına yardımcı olursun. Bir insan bütünüyle özgür olduğunda, o zaman, bu özgürlük sayesinde paylaşım mümkün olabilir. O zaman o, çok fazlasını verir ama bu ihtiyaçtan değildir; o çok fazlasını verir ama bir pazarlık olarak değildir. O çok fazlasını verir çünkü onda çok fazlası vardır. O verir çünkü o vermekten hoşlanır. O verir çünkü vermekten hoşlanır.

1 Aralık 2017 Cuma

Gül ve döngü..

‘Döngüsel Süreklilik’ & ‘Değişim ve Dönüşüm’ü imleyen 
görsel sembollerden GÜL ,

bütüne/evrensel olana ulaşma çabası, aslında nesnenin görünmeyen
„öz‟ünü yani varlığın kökenini aramaya yöneliktir. 

Antikçağdan beri ruhsal aydınlanmanın sembolü olan Gül
Simyada da çoğunlukla yedi taç yapraklı olarak ruhsal aydınlanmanın 
yedi aşamasını ifade ediyor.

Tek merkezli yedi daireli taç yaprakları olan gül, 
yedi metali ve onlara tekabül eden gezegenleri sembolize eder.
Birçok gül, 10 katlı bir simetriye sahiptir. 

Daire ile ilişkili olan Gül, bu manada
anlamının çoğunu lotus çiçeği ve zambak ile paylaşır.

Üretim, saflık ve kalble birlikte düşünülen bir im olan Gül 
Sufilik’te de ruhsal aydınlanmanın 
ve kalp gözünün açılmasının sembolü olarak karşımıza çıkar.

________Jung'un oldukça güzel ifade ettiği gibi ;

“Bütünlüğe giden doğru yol, 

maalesef kaçınılmaz dolambaçlar ve kıvrımlarla doludur. 
Bu en uzun yol düz değildir. 
Karşıtları birleştiren ve bize yılanlı asayı anımsatan 
yılan gibi kıvrımlı bir yoldur. 

Bu yolun labirentinde korku dönemeçleri hiç eksik olmaz.”

Parelel ..

Güce Karşı Kuvvet kitabında Psikiyatrist Dr. David Hawkins diyor ki, “İç içe geçmiş bu evrende özel hayatımızda kaydettiğimiz her gelişme, geniş anlamda, dünyadaki herkes için bir gelişmedir. Hepimiz insanoğlunun ortak bilinç düzeyinde yüzeriz, o kadar ki, bu bilince yapılan her katkı bize geri döner. Hepimiz hayatın tadını çıkarmak adına gösterdiğimiz çaba sayesinde ortak neşemize katkıda bulunuruz. Benim için iyi olan şeyin sizin için de iyi olduğu bilimsel bir gerçektir.” 

(Wayne W. Dyer, Niyet Etmenin Gücü,s. 134-136) —