" Her insan kendi kahramanını içinde taşır. Ve herkesin küçük dünyasında bir kahraman vardır. İşte aşk diye peşine düştüğümüz komedi de bu kahramanların varlığını kendimize gerçek dünyada ispatlama isteğidir."
Bu nedenle, kendini dünyasında yabancı hisseden ve varlığını ne artık var olmayan geçmişle ne de henüz olmamış gelecekle temellendirebilen günümüz insanının,
bu dünyada kök salan
ve göğün kutbuna uzanan,
aynı zamanda da insanın kendisi olan
dünya ağacı simgesine
yeniden sarılmasına şaşmamak gerek.
Simgeler tarihinde bu ağaç,
ebediyen olana ve değişmeyene doğru
büyüme ve yaşam yolu olarak tasvir edilir,
zıtların birliğinden doğmuştur
ve bu birleşmenin gerçekleşmesinin nedeni onun ebedi varlığıdır.
Öyle görünüyor ki,
kendi varoluşunu boşu boşuna arayan ve bundan bir felsefe çıkaran insan,
artık bir yabancı olmayacağı dünyaya giden yolu
ancak simgesel gerçekliği yaşayarak yeniden bulabilir"