28 Şubat 2018 Çarşamba

Önce kainat şifasıyla:sevgiyle uyumlanın

YERYÜZÜ MELEKLERİ

BÖLÜM 1 YERYÜZÜ MELEĞİ MİSİN? 

Bütün bunları yapabilirsiniz ama inisinasyon bir şifa kanalına rei ki gibi (bir usta tarafından uyumlanmanız gerekiyor..Bu işlerin ustasıyım guruyum gibi konuşanlara fazla güvenmeyin iyice araştırın yoksa ondaki sıkıntı size sizdeki dertler (Aman çok dikkatli olunhastalık vs.ona geçer.) .


Herkes öğrenmesi ve olgunlaştırması gereken şahsi bir görevle dünyaya gelir. Her birimiz hayatımız boyunca sabır, bağışlayıcılık veya şefkat gibi duyguları geliştirebiliriz.
Kilo sorunların veya ilişkilerinde, ilgili yolunda gitmeyen şeyler olduğu halde sen sürekli başkalarını tedavi etmek onlara yol göstermek ve yardımcı olmak için çabalıyorsan ve bu konuda başarılıysan bir yeryüzü meleği olabilirsin. Son derece duyarlı biriysen ve şiddetin her türlüsünden rahatsızlık duyuyorsan bir yeryüzü meleği olman son derece mümkün.
Her insanın içi aynıdır.
Yeryüzü meleği olmayan insanlarsa sadece kendi gelişimleri, huzurları ve keyifleri için yaşamaktadırlar.
Bedenlenmiş melekler
Elemantaller
Yıldız insanları
Kiracılar
YERYÜZÜ MELEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
- Kendilerini başkalarından farklı, ayrı veya yabancı hissetmek.
Farklı olmak güzel.
Kendim olmak güzel.
Ben böyleyim.
İnsanların beni sevmelerini sağlamak için çabalamam gerekmiyor.
- Başka insanlara, kimyasallara ve her türlü şiddete karşı aşırı duyarlılık.
Kalabalık içinde rahatsızlık duyarlar. Çünkü insanlardan gelen duygular ve fiziksel duyumlar onlara ağır gelir.Hoşlanmadıkları yada alerjik tepki gösterdikleri için,
Besin maddelerinde,
Temizlik ve tuvalet malzemelerinde kimyasallardan uzak 
durmayı öğrenmiştir.
Her türlü şiddet onu tiksindirir.
Tartışmalar.
Medyadaki olumsuz haberler.
Şiddet içerikli filmler.
Fazla duyarlı olmaları yardımlarına nerede ihtiyaç duyulduğunu sezmelerini sağlar.
Başka insanlarla birlikte olmakta zorlandığım için en iyi yalnızken çalışabiliyorum.
- Güçlü bir kararlılık duygusu
- Geçmişlerinde sorunlu ilişki modelleri
Çoğu zaman duygusal olarak yetersiz veya istismar edici ebeveynler tarafından yetiştirilmişlerdir. Ailede kendilerini üvey evlat gibi hissederler.
- Yabancıların onlara sorunlarını ve hatta özel hayatlarını anlatmaları.
Sizde insana güven veren bir şey var derler. Çünkü vücut dillerini güven verecek şekilde kullanmayı öğrenmişlerdir. Başkaları en mahrem detaylarını bunlara anlatırlar.
- Kronolojik yaşlarından daha genç göstermek.
Çoğunlukla kronolojik yaşlarından daha genç gösterirler. Buradaki tek istisna saçlarına erken ak düşen ve surat ifadeleri daha olgun gösteren BİLGELERDİR.
- Muhtemelen geçmişlerinde kişisel ailevi bağlılıkları vardır.
Yemek, uyuşturucu, alkol, sigara, ilişkiler veya hepsi birden bazı yeryüzü meleklerinin farklı hissettikleri veya yaşam misyonları gözlerini korkuttuğu için duydukları acıyı dışa vurma yollarıdır. 
- Tek Kulakta çınlama
BÖLÜM 2 BEDENLENMİŞ MELEKLER
Bir bedenlenmiş meleğin gözlerine baktığınızda saf ve karşılıksız sevgi görürsünüz.
Bedenlenmiş Meleklerin Özellikleri:
- Sevimli ve kalp şeklinde suratları olur.
- Sık sık özür dilerler
- Meleğe benzerler( ister erkek ister dişi olsunlar)
- Kavisli dudakları ve ceylanın ki gibi iri gözleri masumiyet ve sevgi yansıtır.
- Aşırı iştah ve kilo problemleri vardır.
- Saçlarının rengini değiştirirler.
-İnsanlara çok güvenirler.
-Hayır demekte güçlük çekerler ve başkaları kendilerine yardım edince suçluluk duyarlar.
- Melekleri severler ve melek heykelleri, kitapları, mücevherleri vb.
koleksiyonları yaparlar.
- Fazladan koruyucu melekleri vardır.
- Çevrelerindeki büyük aura sebebiyle hep al aldırlar.
- İnsanların kabiliyetlerine aşık olurlar ve başarıya ulaşmaları için o kişilere yardım etmek isterler.
- Bağımlı ve alkolik kişilerle yıpratıcı ilişkileri olur.
- İlişkileri normal insanlardan daha uzun sürer.
Bir melek insan şeklinde birden fazla yaşam sürmüş olabilir. Çoğu bedenlenmiş melek sağlık problemleriyle karşılaşır; özellikle rahim kanseri, kronik yorgunluk sendromu ve jinekolojik problemler. 
Bedeninizi iyileştirin kadınların sağlık problemlerinin "kendi kimliğini ve dişiliğini reddetmekten" ve tümörlerle kistlerin " eşinin bir bir acısını dindirmekten ve dişi egoya alınan bir darbeden" kaynaklandığını söyler. 
ENERJİ-KİLO-BESİN
Bedenlenmiş meleklerin enerji koruma ve temizleme tekniklerini uygulaması gerekir.Enerjilerine sahip çıkmak bedenlenmiş meleklerin canlılıklarını arttırmak için yemeğe başvurmalarının da önüne geçer. Bedenlenmiş melekler için yemek kendilerini yabancı hissettiklerinde bu dünya ile bağ kurmalarının bir yoludur ve özellikle patates cipsi ile patlamış mısır gibi yiyecekler stresten kaçışı sağlar.
KORUNMA
Bir başka insana yardım ederken " enerji ceketini " giymen gerekir.
Bir başka deyişle, birinin duygu ve düşüncelerini temizlemesine yardım ederken, bıraktıkları toksin maddeler çevrelerindeki insanlara bulaşabilir.Bu yüzden korunma teknikleri öğrenmelisin.
Her yardım ve iyileştirme seansından önce bunu yapman gerekir. Seanstan önce kendini korumayı unutmuşsan bunu seans sırasında da yapabilirsin. Seans sonunda da temizlenmelisin. Kendini koruyucu bir ışık ve enerji katmanıyla çevrelemek niyeti bile bunun gerçekleşmesini sağlar. Bu ışık meleklerinin özüdür, seni çevrelemesi ve koruması için çağırdığın yaşayan, seven, düşünen varlıktır.
BEYAZ IŞIK: Bu ışık, çevrendeki melekleri çağırarak seni aralıksız korumalarını sağlar. melekler seni koruyacak ve güvende olduğunu garanti altına alacaklardır.
PEMBE IŞIK: Sorunlarıyla saplantılı olumsuz bir insanla birlikteysen çağırılacak ışık budur.Pembe ışık seninle konuşan herkese ve aynı zamanda kendi içinde sevgi dolu bir enerji gönderir. Bu pembe kalkanın içine sevecen düşünce ve enerjiden başka hiç bir şey sızamaz.
ZÜMRÜT YEŞİLİ IŞIK: Kendi fiziksel vücudunda herhangi bir dengesizliği iyileştirmek istiyorsan kendini bu ışıkla çevrelenmiş olarak gör ya da hisset. Vücudun iyileştirici bir ışığa ihtiyaç duyduğunda bu ışığı emer.
MOR IŞIK: Kendini, spiritüel frekansını yükselten muazzam bir mor ışığın içinde düşünmek sorunlarını aşmanı ve ilahi kılavuzluğun en üst düzeyiyle iletişim kurmanı sağlayacaktır. Mor ışık aynı zamanda tüm düşük enerjileri, varlıkları veya yeryüzüne hapis olmuş ruhları uzaklaştırır.
GÖKKUŞAĞI IŞIĞI: Kendini gökkuşağının tüm renklerinden oluşmuş bir ceket giyerken gör ya da hisset. Bu sayede kendinin veya başkalarının enerjilerini iyileştirme yeteneğin artar.


Yeryüzü kanatsız meleği olmak.-2-

Her iyileştirme seansından sonra ya da ne zaman yorgun hissedersen enerji temizleme tekniklerini kullan
- Tellerini kesmek: Tüm danışanlar sana görünmez teller bağlarlar ve seans sonunda enerjini çekerler.Telleri kesmek için, yüksek sesle ya da zihninin içinden şunları söylemen yeter.
" Baş melek michael, lütfen bana gel ve enerjimle canlılığımı tüketen korku tellerini kes."
İsteğine sebep olan korkuları serbest bırakmak için baş melek michalden yardım dile.Baş melekler kendilerini çağıran herkese anında yardım edebilirler. 
- Deniz tuzu ve banyoları yapmak: Yakında yüzecek deniz yoksa onun yerine deniz tuzu ile sıcak su dolu küvette yıkanın. Saf tuz toksik enerjileri gözeneklerinizden dışarı atar.
- Doğa ile bağlantı kurmak: Bitkiler zihinsel, duygusal ve fiziksel vucütlarımızdan olumsuz toksinleri çekerler. Yorgun hissettiğinde bir yürüyüşe çık. Ayrıca yatağının yanında bir saksı içinde bitki bulundur. Böylece sen uyurken bitkiler enerji temizleme işini görürler.
KARARLILIK
Bedenlenmiş melekler öyle bir iyimserdir ki, çoğu zaman hayır demeyi beceremez. Çoğu zaman yardım istedikleri için özür dilerler ya da bu isteklerini hiç dile getirmezler ve sonradan kimse onlara yardım etmediği için gücenirler. Para konusunda genelde vericidirler ve alma eğilimleri çok azdır.Bu dengesizliği düzeltmeye yarayacak onaylamalar şunlardır. 
" olağanüstü şeyler alıyorum"
" almama ne kadar müsaadeedersem, başkalarına o kadar çok yardım edebiliyorum."
BEDENLENMİŞ MELEKLERİN ÖZEL YAŞAMLARI 
Romantik ilişkilere girmekte ya da arkadaş edinmekte nadiren güçlük çekerler.Ancak tatmin edici ilişkiler kurmakta zorlanırlar.
Genelde bağımlılara aşık olur ve onları iyileştirmeye çalışırlar.
Arkadaşlıklarında ise danışman rolünü üstlenirler. Mesela saatlerce arkadaş sorunlarını dinlerler, kendi sorunlarını anlatmak istediklerinde arkadaşları sohbete son verir. Bu da onların alma verme dengelerini bozar.Yaşamları boyunca başlarından bir çok evlilik geçebilir.Aile yaşantılarında kendilerini üvey evlat olarak hissedebilirler. İlişkilerini bitirmekte zorlanırlar. Kendileri de terk edilme korkusu yaşarlar. İlişkilerinde sessizce acı çekerler. Bedenlenmiş meleklerin kurduğu ilişkiler genelde tek taraflıdır, daima yardım eden olup hiç yardım edilen olmazlar. Bir ilişkide hiç kimse kurban değildir herkes bilinçli ya da ruh düzeyinde seçilmiştir.
Bedenlenmiş melekler genellikle yardım mesleklerine yönelirler. Gruplarla çalışmaktansa bireysel çalışmayı severler. İnsancıl bir çalışma ahlakı olduğu için büyük şirketlerde çalışmaya uygundur. Ahlaklı olmayan patronlar veya firmalar için çakışmakta zorlanırlar.
Eğer bedenlenmiş bir meleksen, aşağıdakileri yaptığın sürece yeryüzünde huzurlu ve başarılı bir yaşam sürersin.
- Özellikle birilerine yardım etmeden önce kendini enerji ve ışıkla koru.
- Evet demeden önce bekle.
- Özür dileme alışkanlığının yerine pozitif ifadeler kullanın.
- Kan dolaşımına yardımcı olacak egzersizler yap.
- Verme ve alma kotalarını dengede tut.
- Misyonuna ket vuran kuralları boşver.
- Çekinme
- Yardımları sıcakkanlılıkla kabul et.
- Oyun oyna

27 Şubat 2018 Salı

İnsan denen varlık kadar vahşi olan hiç bir canlı yoktur bu kainatta..

Sen Yanmazsan Ben Yanmazsam: Düşünceleri Uğruna Diri Diri Yakılan Giordano Bruno

1548 yılında doğmuş olan, İtalyan filozof, rahip, gökbilimci ve okültist Giordano Bruno. Rönesans felsefesini biçimlendiren filozofların en önemlilerinden biri ve şair yönüyle de edebiyata en yakın duranı. Ona “doğacı coşkunluğun düşünürü”demek hiç de yanlış olmaz. Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan Giordano Bruno, Kopernik'in tezini de cesaretle savunmasıyla biliniyor. Tabii engizisyon bunu kabul eder mi?
Bruno, soylu bir ailenin çocuğu olarak 1548 yılında İtalya'nın Nola kasabasında dünyaya geldi, on altı yaşındayken Dominiken tarikatına girdi.
Bruno daha on bir yaşındayken mantık ve diyalektik öğrenimine başladı.
O yaşlarda Aristotales'nun eserlerini arkadaş toplantılarında okuduğu rivayet edilir. Daha on beş yaşına yeni vardığında engizisyona hakkında yüz elliyi aşkın suç duyurusunda bulunmuştu bile.
Kopernikus sistemi ile tanışınca, Bruno tarikat mensubu bir kişi olmaktan sıyrıldı ve buna bağlı olarak Hıristiyan inancıyla arasındaki bütün bağları koparttı.
Kiliseye karşı bir sistem içinde yer aldığından din sapkınlığı ile suçlandı, engizisyon baskısından kurtulmak için Roma'ya ve ardından Kuzey İtalya'ya kaçtı.
Bruno evrenin sonsuzluğu yanında evrenin birliği ilkesini de benimser: Buna göre Ortaçağ felsefesinde temel alınan gök ile yer ayrılığını reddeder.
Bruno, Tanrı'nın ve evrenin birbirinden farklı iki öz olmadığı, ama aynı gerçekliğin iki sonsuz görünümü olduğunu kabul eder.
Ona göre her şey Tanrısal kuvvetin görünüşüdür.
“Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Düşüncelerinin açıklanmasının kendisi için çok tehlikeli olduğunu bildiği halde, bu cümlesinden de anlaşılacağı gibi, yazı ve konuşmalarında düşüncelerini hep böyle açıkça ifade etmiştir.
Dinsizlik ile suçlandığı için hiçbir yerde kalıcı olarak yaşayamadı, sürekli gezdi, Cenevre’ye geçti, ardından Güney Fransa, Paris ve Londra'da devam etti yaşamına.
1582 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde bir kürsü elde etti, Londra'da yapıtlarının bir bölümünü bastırdı.
Londra'dan kısa bir süreliğine yine Paris'e geçen Bruno, bu defa da Almanya'ya gitti ve eserlerini yayımlatma çabalarını sürdürdü.
Daha sonra Zürih'e geçen Bruno, bir İtalyan aristokrat tarafından Venedik'e davet edilince bu daveti kabul etti.
Burada Galileo Galilei ile tanıştı, ama Mocenigo adlı bir aristokratla çatışınca, onun tarafından Engizisyon'a teslim edildi.
Bir rivayete göre Bruno aşıktı, hem de evli bir kadına. Rivayet gibi görünse de Bruno'nun İtalya’ya dönme nedenlerinden birisi de bu kadındı. Ancak kadın evliydi ve kocası da durumu anlayınca Bruno’yu engizisyonun eline vermek için elinden geleni yapacaktı. Bazı kaynaklara göre Bruno’yu engizisyona gammazlayan en yakın arkadaşlarından birisidir.
Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi.
Engizisyonun elinde yaklaşık 7 sene kaldı Bruno. Bu zaman dilimi içinde kendisine ne yapıldığı ve neler olduğu hiç bilinmiyor. Kayıtlar ise nerededir, hala saklanıyor mudur bilinmiyor.
Ama o, gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi ve ölüme mahkûm edildi.
Ölüm kararını Bruno'ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır: "Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz".
Kilisenin bu kararı, 1600 yılının Şubat ayında, Roma'da Campo de' Fiori meydanında Bruno'nun diri diri yakılması ile yerine getirildi.
Kilisenin bu kararı, 1600 yılının Şubat ayında, Roma'da Campo de' Fiori meydanında Bruno'nun diri diri yakılması ile yerine getirildi.
Campo dei fiorinin o kaldırımlarında getirildiğinde yüzünde öfke vardı, ama bir yandan da artık bitiyordu. Önce o dilini kestiler Bruno’nun bir daha konuşamasın, insanların zihnini zehirleyemesin, bir daha ruhundakileri kelimelere dökemesin diye. Sonra da odunları dizdiler etrafına… Yaktılar.
Giordano Bruno, "Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar." diyerek gitti.
Bugün yakıldığı yerde heykeli var ve haklı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak o 8 yıl işkence görmesine karşın, düşüncelerinden, fikirlerinden, inandıklarından zerrece ödün vermeyen, karanlığın aydınlığa çıkması için kendini ateşe vermekten çekinmeyen bir insan. Örnek alınacak çok yönü olan, ilham veren biri.


Beyin ve organlar.


Cinsellik varlığın doğasındaki tek yetenek.Üremek bütün canlıların bir sonraki nesile kendini taşımak.Beyninkendini iafade etme şklidir belki?...

Cinsel organ ile beyin arasında bir yol bulunur. Bu yolun başı "cinsel organ", sonu ise, "başın üstü" olarak bilinir.
İrfan gelenekleri ve psikoloji biliminin ortak olarak onayladığı üzere; insan bu yolun neresindeyse, gözlerinden orası bakar. Bundan dolayı, Yunus Emre'nin gördüğü dünya ile Hitler'in gördüğü dünya asla aynı dünya değildir. Aslında her ikisi de, birbirinden çok uzaklarda bulunan bambaşka iki dünyada yaşamışlardır.
Aynı şekilde, insanlar da kendi iç düzenlemeleri üzerinden yansıttıkları anlamlarla kurulan ve birbirinden oldukça farklı dünyalarda yaşarlar. Kiminin duyduğu bir kelimeyle bunalıma girip, diğerinin aynı şeye gülüp geçmesi, bundandır. Kimi elindeki malzemelerle cennet yaratırken, kiminin daha fazlasıyla dahi cehennem azabı üretmesi, bundandır. Çoğu zaman sonucu belirleyen, "insanın yaşama verdiği anlam"dır. Bu nedenle de insan, anlam dünyasına baktığı oranda bağ, bakmadığı oranda dağda yaşar. Dağda yaşamayı marifet görenin, vahşi yaşamın sonuçlarından da şikayet etmemesi gerekir. Bu nedenle "Sorgulanmamış bir yaşam, yaşamaya değer değildir" demiştir, Socrates. Çayıra salınan bir varoluşu, Mevla kayırmaz...
Yine bu nedenledir; içindeki dağı bağ etmeden bırakmış olanların gözlerinden 60 sene sonra dahi cinsel organlarının bakması ve her baktıkları yerde "insan"dan evvel, "kadın-erkek" görmelerinin nedeni. Bu nedenledir; hırsı baş tacı yapanların sonlarının ya anti-depresanlar ya da içsel sefaletle dolu yaşamlar olma nedeni. Ve bu nedenledir; bir başkasının "başarı" etiketi koyup sattığı zehri sorgulamadan almanın sonucunun, mide bulantısı ve yaşamı heba etmekten başkası olmaması.
Boşa yanmaların kendi eseri olduğunu itiraf edecek samimiyete gelip, o anlam yolculuğuna çıkana ise, Yunus'un şu sözleri manasını açar: "Aşık bunlardan münezzeh, naz-ü niyaz içinde..."
Onu artık eskiden yanıp kavrulduğu ve o düzlemdeki herkesi de yanıp kavuran ateşler yakmaz olur. Anlar ki, meğer onlara varlık veren bizzat kendisiymiş. Ve meğer Nemrut'un ateşinden yürüyüp çıkmak, öyle anlatıldığı gibi bir şey değil, her gün onu yakanlardan azade olmak... ve zamanı geldiğinde, içlerinden yürüyerek çıkıp, gerçek yurduna varmakmış.

Yaratıcı güce açılan kapı hipofiz..Onu açmak evrensel yasalarıda bilmek ve tamamen avatar olmak demektir.

Hipofiz Tanrı’ya açılan kapıdır.
Beyninize daha yüksek düşüncelerin girmesine izin verdikçe daha çok açılır. Daha çok açıldıkça daha çok bilirsiniz.
Ve bildiğiniz her şey olursunuz.
Bir an gelir ki hipofiz sistemi tamamen açılır ve beyniniz tümüyle aktif hale geçer.
Hipofizin ruhsal bedeninde bulunan her şey aklı doldurur ve akıl artık asla eski sınırlı haline dönemez.
Çiçek bir kez açtı mı bir daha kapanmaz… Beyin tümüyle aktif hale geldiği zaman bir çok realiteyi aynı anda yaşarsınız. Hem burada hem Pleidas’ta olabilirsiniz. ..
Hipofiz tamamen açıldığında ölüm ve yaşlanma durur. Bedeniniz ne isterseniz onu yapar artık. Bedeninize titreşim frekansını yükseltmeyi söylerseniz, o kendini başka boyuta yükseltir. Ölüyü bile diriltebilirsiniz. Bu denli güçlü olduğunuz zaman Tanrı’nın tacını taşıyorsunuz demektir.
Saf hayat olan saf Tanrı olduğunuz zaman , sonsuzsunuz, her şeysiniz. … Bu frekansı daha fazla deneyimledikçe hafifleyeceksiniz ve bedeniniz görünmez hale gelecek ve sizi buradan alıp götürecek. O zaman tekrar doğuş döngüsünden kurtulacaksınız.
Madde aleminde kendini ifade eden üç boyutlu (öz-ruh-ego) bir varlıksınız ve ancak üç boyutla sonsuzu idrak edebilirisiniz.
Varlığınızın Tanrısı ile konuşun ve Tanrısallığını hatırlamasını isteyin ondan, hatırlayacaktır. ….
Emir verirseniz endokrin guddeleriniz buna itaaat ederler.
Ve varlığınızı daha geniş anlayışa ulaştıran duygulara kavuştuğunuzda, çok kolay olduğu için, içinizdeki Tanrıya şükredin…”