21 Mart 2018 Çarşamba

Yarı ölümdür uyku..

Uyurken Neler Oluyor ? 

Geceleri hepimiz dinlendirici ve huzurlu bir uyku evresi geçiririz. Ama bu demek değildir ki uyuduğumuz sırada rahatsız edici ve garip durumlar yaşamayalım. Sizler için uyku anlarımızda gerçekleşen enteresan durumları derledik.

Uyku Felci
Nasıl Hissettiriyor: Kişi uyanır fakat hareket edemez. Buna ek olarak kişi, korkutucu halisünasyonlar görebilir ve odada başka enerjiler olduğunu hissedebilir. Bazı mitlere göre bu durum kötü ruhlar tarafından verilen rahatsızlıklardır. Neden olur: Normalde uyuduğumuzda, ayakta gezinmemizi ve birtakım şeyleri yapmamızı engelleyen ufak çaplı felç geçiririz. Uyku felcinde kaslarımız durma seviyesinde yavaşlar fakat beynimiz hala sahip olduğu aktiviteyi sürdürür. İnsanların %7’si hayatlarında en az 1 defa bu sorunla karşılaşır.

Hipnogojik Sanrılar
Nasıl Hissettiriyor: Daha tam uykuya dalınmamışken insanın, garip sesler duyması, korkunç suratlar ve fantastik canavarlar görmesi şeklinde olur. Neden olur: Bu tarz halisünasyonlar, zihnen tamamen sağlıklı olan kişiliklerde dahi görülebilir. Çocuklar bu deneyimi yetişkinlere nazaran daha çok yaşarlar. Bunun nedeni hayal güçlerinin daha gelişmiş ve uyumak istememelerinden kaynaklanıyor olabilir. Stres ve yatağa sarhoş girmek başlıca sebeplerindendir.

Sayıklamak
Nasıl Hissettiriyor: İnsan psikolojisine hiçbir zararı olmayan bu durumdan muzdarip kişiler, genelde ne hakkında konuştuklarını bilmezler. Bilinç altında oluşan sorunların uyku halinde refleksif olarak dışa vurulma sorunudur. Neden olur: Erkekler ve çocukların bu sorunu yaşaması daha muhtemel olup, başlıca sebebi stres bozukluğudur.

Rüya içinde Rüya
Nasıl Hissettiriyor: Kişi gördüğü rüyadan uyanır, fakat ilginç olaylar devam etmektedir ve kişi aslında uyanmadığını farklı bir rüyanın içinde olduğunu fark eder. Bu konu üzerine sinema dünyasında büyük başarı yakalayan Inception filminden sonra birçok kişi bu durumu yaşadığını raporlamıştır. Neden olur: Henüz ne sebeple oluştuğuna dair resmi bir çalışma bulunmamaktadır.

Uyurgezerlik
Nasıl Hissettiriyor: Bu durum uyku felcinin tam tersidir. Beyin çalışmayı durdurur fakat vücut alışık olduğu fiziksel hareketleri devam ettirir. Uyurgezerlik sorunu yaşayan insanlar, kalkıp yürüyebilir, temizlik yapabilir, evden dahi çıkabilirler ki bu en tehlikeli durumlardan biridir çünkü bilinç kapalıdır ve uyandıkları zaman hiçbir şey hatırlamazlar. Neden Olur: Nasıl oluştuğu ve nasıl tedavi edileceğine dair kesin bir araştırma bulunmamaktadır.

Patlayan Kafa Sendromu
Nasıl Hissettiriyor: Kişi büyük bir patlama, alkış daha da kötüsü geçici sağırlığa sebep olabilecek yükseklikte bir ses duyduğu iddası ile uyanır. Semptomlar zararsızdır fakat kişi gerçekten korkutabilir. Neden Olur: Bu olay uyku anında beynin herhangi bir bölgesinin çok hızlı çalışmaya başlamasından dolayı gerçekleşir. Uykusuzluk Hastalığı (insomnia) veya jet lag olayına sebebiyet verebilir.


20 Mart 2018 Salı

Bazı organlarımızla hissedip görebiliriz.

Gözlerle Kulak Zarlarının Bağlantısı Nereden Kaynaklanıyor? 

Kulak kanalının içine küçük bir mikrofon takarsanız, kulak zarlarının aslında göz hareketiyle birlikte hareket ettiğini keşfedebilirsiniz.

Bu tuhaf bulgunun hem insanlarda hem de maymunlarda olduğu doğrulanmış ancak araştırmacılar bunun neden olduğunu bilmiyorlar.
Duke Üniversitesi’nde, sinirbilimcilerden oluşan bir ekip tarafından yürütülen bu çalışma, beynimizin iki duyudan – görme ve işitme – gelen girişi nasıl koordine ettiğini araştırmak üzere kuruldu.

Duyularımızı bombalayan bilgileri işleyen sinir yollarında işler oldukça karmaşıktır. Ayrıca, beyin aynı zamanda gelen girdileri sıraya koymalıdır.

Duke Üniversitesi’nden nörobiyolog Jennifer Groh; “Beyinlerimiz, gördüklerimizi nereden geldiklerine göre işlemeye çalışır ancak görsel sistem ve işitme sistemi, bu ‘uyarıcılara’ tamamen iki farklı şekilde bakar” diyor.

Gözlerinizle bir şey görmek, gözbebeklerinden, kafatasının arka tarafındaki lobun arkasına doğru ilerleyen bir anlık görüntü elde etmek demektir.

Ancak işitme daha karmaşıktır. Beyin, kulaklarınızdaki titreşimleri, seslerin zamanlaması ve nereden geldiklerine göre nasıl dönüştürüleceğini sürekli olarak hesaplamaktadır.

Araştırma ekibi, 16 adet katılımcıyı karanlık bir odada misafir etti katılımcıların kulaklarına, kulak zarlarının titreşimlerini ölçmek için minik mikrofonlar takıldı.

Araştırmanın hedefi, bir taraftan diğer tarafa kayan LED ışıklarını takip etmekti. Işıklar hareket ederken bazen sessizlik oldu, bazense bir ses, ışıklara eşlik etti.

Araştırma ekibi, bu deneyin ardından şu açıklamayı yaptı; “Ortam sessizken bile, gözler hareket ederken, kulak zarlarının da gözlere eşlik ettiğini gördük.”

Spesifik olarak, gözler bir yana kaydığında her iki kulak zarında da eş zamanlı hareket meydana geliyor ve kısa süre içinde sona eriyor.

Jennifer Groh; “Sanki beyin, gözleri hareket ettireceğim ve kulaklarına da bunu söyleyeceğim diyor.”

Ses dalgasının kulağa ulaşması ve kulak zarının titremesi aslında klasik bir bilgidir. 
Ancak, gözlerle kulak zarlarının bu bağlantısına şahit olmak şaşırtıcı.

Bu durum, sırayla, kulak zarının titreşimine neden olur, bu da ekibin bu çalışmada tespit ettiği şeydir. Bunun nedenini tam olarak bilmiyorlar ama en azından bazı fikirleri var.

Duke Üniversitesi’nde bir doktora öğrencisi olan David Murphy; “Kulak zarı hareketlerinin göz hareketleri ile ilgili mekânsal bilgileri kodladığı gerçeği, beynimizin görsel ve işitsel alanı birleştirebilmesi için yararlı olabileceği anlamına geliyor. Ayrıca, işitsel ve görsel sistemler arasındaki sağlıklı etkileşime de işarettir” dedi.

Ekip üyeleri, beynin, bulunulan ortamla ilgili bilgiye dayalı en iyi kararı vermek için, duyuların mantıksal sürecini erkenden çalıştırıyor fikrinde birleştiler.

Groh; “Kulak zarı hareketleri, kelimenin tam anlamıyla gözlerin ne yaptığına dair bilgi içeriyor” dedi.

Bu, ortak göz kulak hareketleri hakkında daha fazla şey keşfetmek için çalışmalar hızlandırılmış durumda. Gelecek adımlardan biri, gözleri yukarı ve aşağı hareket ettirince, kulak zarlarının titreyip titremeyeceğini bulmak olacak.


--2

8. Güzellik, çirkinlik, ırk gibi kavramların kalmayacak olması.
Güzellik, çirkinlik, ırk gibi kavramların kalmayacak olması.
Belli standartlarda bedenler yapılacağı için sokaklarda sadece manken ölçülerinde insanlar(artık ne kadar insan denirse) dolaşacaktır.

Yaşlılar da genç bedenleri tercih edeceği için kimin gerçekten genç ya da yaşlı olacağı kestirilemeyecektir.

Aynı şekilde, evlenmek istediğiniz kadın, gerçek hayatında erkek olsa haberiniz olmayabilir.

9. Anneniz, anneanneniz de sizin kadar genç görünecektir.
Anneniz, anneanneniz de sizin kadar genç görünecektir.
Bin yıllar sonra da bütün ceddinizi görmeniz mümkün olacak. 

10. Herkes için özel tipler üretilmesi pek olası gözükmediği için çok sayıda benzeriniz olacaktır.
Herkes için özel tipler üretilmesi pek olası gözükmediği için çok sayıda benzeriniz olacaktır.
Milyarlarca insan için ayrı ayrı tasarımlar yapılması en azından ilk etapta mümkün değil gibi.

11. Sürekli şarj olmamız gerektiği için akla gelebilecek her yerde şarj istasyonları olacaktır.
Sürekli şarj olmamız gerektiği için akla gelebilecek her yerde şarj istasyonları olacaktır.
Akıllı telefonlar gibi hemen bitmese bari.

12. Uyku kavramı ortadan kalkabilir veya şarj olurken uyku moduna geçilebilir.
Uyku kavramı ortadan kalkabilir veya şarj olurken uyku moduna geçilebilir.
Devreleri soğutmak lazım.

13. Şarjı bittiğinde pat diye yolun ortasında kalanlar çok olacaktır. Biri tutup kendi şarjından biraz verir, biz de insanlık ölmemiş diye izleriz artık.
Şarjı bittiğinde pat diye yolun ortasında kalanlar çok olacaktır. Biri tutup kendi şarjından biraz verir, biz de insanlık ölmemiş diye izleriz artık.
14. Fiziksel olarak da üstün kabiliyetler her yeni versiyon çıktığında eklenecektir.
Fiziksel olarak da üstün kabiliyetler her yeni versiyon çıktığında eklenecektir.
Organik bedendeyken koşabildiğiniz hız iki katına çıkabilir, sadece gözünüzü kırparak fotoğraf çekebilirsiniz, daha yükseğe zıplayabilirsiniz vb. (kulağa hoş geliyor.)

15. Üreme nasıl olacak? Bebek ve çocuk sayısında ciddi azalmalar olabilir mi?
Üreme nasıl olacak? Bebek ve çocuk sayısında ciddi azalmalar olabilir mi?
Mekanik bir bedene geçilince doğal yollardan çocuk sahibi olmak mümkün olamayacağı için laboratuvar ortamında üretilen bebekleri sevmek zorunda kalabiliriz.

16. Hislerimiz nasıl olacak? Ne de olsa sinir sistemimiz, organlarımız olmayacak.
Hislerimiz nasıl olacak? Ne de olsa sinir sistemimiz, organlarımız olmayacak.
Bizi biz yapan duygularımız olmayınca hissiz varlıklara mı dönüşeceğiz, yoksa programlanmış sahte duygularımız mı olacak şimdilik kestiremiyoruz.

17. Yabancı dil öğrenmek istersek bir flash bellek ile anında öğrenebilmek mümkün olur mu?
Yabancı dil öğrenmek istersek bir flash bellek ile anında öğrenebilmek mümkün olur mu?
Tak flash belleği, bütün bilgiler yüklensin. Dünya üzerinde ne kadar dil varsa öğren. Projenin tasarımcısı da şimdiye kıyasla kat kat zeki olunacağını dile getiriyor. Hadi bakalım.

18. Flash bellek demişken... Bu tür bağlantılarla virüs bulaşırsa neler olur?
Flash bellek demişken... Bu tür bağlantılarla virüs bulaşırsa neler olur?
Görünen o ki teknolojik virüsler yıllar sonra gerçek virüslerin yerini alabilir. Bir de hackerlar beyninizi hacklerse durum vahim.

Gerçi şimdiki beyin yıkamanın da bundan farkı yok. Ne kadar uç bir düşünce gibi görünse de yaşanabilecek bir durum. Günlük hayatınıza devam ederken bir anda hacklenip canlı bomba olarak kullanılabilirsiniz.

19. İntihar oranlarında önlenemez bir artış olacaktır.
İntihar oranlarında önlenemez bir artış olacaktır.
Şimdi bile Japonya ve Kuzey Avrupa ülkelerindeki bu oran ciddi boyutlarda. Özellikle ilk yıllarda yapay bir bedende olmanın şokunu atlatamayanlar intiharı seçecektir.

Bununla baş edilebilse bile yüzyıllarca yaşayan birinin psikolojisi intihara daha meyilli olacaktır. Bir de acı duygusu yoksa kitleler halinde bile olabilir.

Bu tahminler olacakların belki de yüzde biri. Olur da bir gün robot bedenlere geçersek diye; hazır insanken tadını doya doya çıkaralım.
Bu tahminler olacakların belki de yüzde biri. Olur da bir gün robot bedenlere geçersek diye; hazır insanken tadını doya doya çıkaralım.
Bu tahminler olacakların belki de yüzde biri. Olur da bir gün robot bedenlere geçersek diye; hazır insanken tadını doya doya çıkaralım.
2045'te bu imkana erişilirse ölümsüz olmak için yapay bir bedene geçer miydiniz?


Bedenlenmeye hazır mısınız.Gelecekte gelecek bir gün ve yeni bedenlermiz olacak..

2045 yılında zihin aktarma yoluyla biyolojik vücuttan mekanik/sanal vücuda geçerek ölümsüz olabileceğimiz söyleniyor. 

Fütüristik filmlerde gördüklerimiz birer birer gerçekleşebilir. Düşündürücü!

Dmitry Itskov adındaki internet medya şirketi sahibi Rus milyarder, 2045'te insan beynindeki bilgilerin insansı robotlara yüklenmesiyle sonsuza kadar yaşanabileceğini söylüyor.
Dmitry Itskov adındaki internet medya şirketi sahibi Rus milyarder, 2045'te insan beynindeki bilgilerin insansı robotlara yüklenmesiyle sonsuza kadar yaşanabileceğini söylüyor.
Fütüristik filmlerden alışık olduğumuz böylesine önemli bir konu gerçek olursa insanlık tarihinin en büyük buluşu olacak. Ne de olsa ölümsüzlük vaadinden bahsediliyor.

'2045 Initiative' isimli projesinde nörologlar, robot mühendisleri ve insan bilinci araştırmacılarından oluşan 100 kişilik ekip yer alıyor. Yani ciddi ciddi çalışmalar yürütülüyor.

Aslında kendisi 'zihin aktarımı' yerine 'benlik aktarımı' demeyi tercih ediyor. Çünkü hafıza depolamaktan çok kişiliğin de aktarılması anlamına geliyor.

Itskov'un bildiği bir şeyler var ki bunun gerçekleşme ihtimalini yüzde yüz olarak gösteriyor.
Itskov'un bildiği bir şeyler var ki bunun gerçekleşme ihtimalini yüzde yüz olarak gösteriyor.
2012'den bu yana ara ara bu projenin ismini duyuyoruz. Daha fazla yatırım almak için dünyanın en zengin 1266 insanına bu teknolojiyi satın alma teklifinde bulunmuştu.

İlk kez bahsettiği zaman yine delinin biri çıkmış konuşuyor diyenler olsa da proje Google'dan destek buldu. Hatta Stephen Hawking de teoride beyni bilgisayara kopyalamanın mümkün olduğunu belirtti. Ayrıca Arizona Üniversitesi Nörobilim insanı Charles Higgins de böyle bir transferin mümkün olduğunu belirtmişti.

Bu da demek oluyor ki projede gerçekten ışık var ve ölümsüzlük hayal olmayabilir.

Görünen o ki 30 yıl sonra yaşlandığımızda ölümsüzlüğü tercih etme imkanımız olacak. Peki, gerçekten uygulamaya geçerse zihnimiz mekanik bedenlere aktarıldığında ne gibi durumlarla karşılaşırız?
Görünen o ki 30 yıl sonra yaşlandığımızda ölümsüzlüğü tercih etme imkanımız olacak. Peki, gerçekten uygulamaya geçerse zihnimiz mekanik bedenlere aktarıldığında ne gibi durumlarla karşılaşırız?
1. Öncelikle 2045'te dünya nüfusunun 11 milyarı bulması bekleniyor. Talep karşılanabilecek mi? Daha da önemlisi fiyatı ne kadar olacak?
Öncelikle 2045'te dünya nüfusunun 11 milyarı bulması bekleniyor. Talep karşılanabilecek mi? Daha da önemlisi fiyatı ne kadar olacak?
Tahmin etmesi zor değil. Muhtemelen herkesin satın alabileceği kadar ucuz olmayacaktır. Sonuçta bir robottan bahsediyoruz.

Sadece zenginlere yönelik olursa ölümsüzlük gibi bir imkanı herkes elde etmek isteyecektir. Ölmemek için bu hakka sahip olmak isteyenler daha fazla para kazanmak uğruna akıl almaz şeyler yapmayı göze alabilirler.

2. Yoğun talebin yaşanacağı ilk yıllarda fiziksel engelliler için denemeler yapılması muhtemel.
Yoğun talebin yaşanacağı ilk yıllarda fiziksel engelliler için denemeler yapılması muhtemel.
Avatar filminde olduğu gibi tekerlekli sandalyedeki biri başka bir bedene geçebilir.

3. Yine ilk yatırımlarla hastanelere kurulan sistem sayesinde ölmek üzere olan kişiler zihin transferiyle kurtarılabilir.
Yine ilk yatırımlarla hastanelere kurulan sistem sayesinde ölmek üzere olan kişiler zihin transferiyle kurtarılabilir.
Vücut ölür, zihni başka bedende hayat bulur. Böylece hastalık, kaza gibi durumlar nedeniyle ölenlerin sayısında büyük azalmalar olur.

4. Bir diğer öncelik ise yaşlılara verilecektir.
Bir diğer öncelik ise yaşlılara verilecektir.
Ölümsüzlüğü kıl payı yakalayan nesil olarak anılabilirler. Şu anda 40'lı yaşlarında olanlar diyebiliriz.

5. Ölümsüzlüğün mümkün olduğu ortaya çıkınca dinlere olan inançta sarsılmalar olur mu?
Ölümsüzlüğün mümkün olduğu ortaya çıkınca dinlere olan inançta sarsılmalar olur mu?
Dünya'ya bir göktaşı çarpmadığı ya da benzer bir felaket yaşanmadığı sürece en azından yaşlılık nedeniyle ölmek tarihe karışacak.

Doğal olarak insanlar ikilemde kalacaktır; ölümsüzlüğü tercih edersem dine karşı gelmiş olur muyum?

Bu konunun büyük tartışmalar yaratacağı kesin.

6. Robotlaşmayı tercih edenlerin sayısı ciddi boyutlara ulaştığında toplumsal sistemin değişecek olması.
Robotlaşmayı tercih edenlerin sayısı ciddi boyutlara ulaştığında toplumsal sistemin değişecek olması.
Düşünsenize, 800 yaşına kadar yaşamanız mümkünken emeklilik sisteminin 60'ta kalması beklenemez. Bunun gibi çok önemli yapılanmalar meydana gelecektir.

7. Hastalıkların sona erip, yerine teknik arızaların gelecek olması.
Hastalıkların sona erip, yerine teknik arızaların gelecek olması.
Artık "şu kadar ömrün kaldı, kansersin, AIDS'sin, gripsin." gibi sözler de tarihe karışacak. Bunların yerine "kablo temassızlığı, aşırı ısınma" gibi problemlerle baş etmek zorunda kalmamız muhtemel görünüyor.

19 Mart 2018 Pazartesi

Bütün din ve öğretilerde namaz..

BUDİZM -HİNDUİZM - ZERDÜŞT LERDE NAMAZ..
5 vakit , ve abdest var..en eskisi 3500 yıllık.. hatta putperestlerdede namaz var..sadece namaz değil , oruç , tesbih hepsi var. kuran yeni bir ibadet getirmemiş..
zerdüştlerde, Namaz-geh çağrısı zil çalarak yapılır. Örtünerek namaz kılarlar. Müslümanların Kur’an’dan sure okumaları gibi onlar da kitapları olan Avesta’dan sureler okurlar. 
vakitleri ,
Sabah/ Havaan
Öğlen/ Rapithwan
İkindi/ Uziren
Akşam/ Aiwisuthrem
Yatsı/ Ushaen.
bazı putpereslerin namaz vakti 3 idi..
musevi ve hıristiyanlarda da var.. başından beri , ibadetler gelen yeni dine aktarılmış.. belkide yeni dini kabullendirme yolu olarak kullanıldı..
şimdi biliyorum , tabiki hepsi allahın dini ise ibadetlerin benzemesi normal.. o halde , putperestleri kafir ilan etme , müslüman noel kutlamaz diye yırtınma derim..
Günümüzdeki namazın Emeviler döneminde Halife Mervan zamanında son biçimlemesinin yapıldığı bilinmektedir. hadislerle namazı tarifinin yapılması bundandır.. kuran namazı tarif etmez.. çünki zaten vardı..