30 Aralık 2017 Cumartesi

Ruh ve evren..

Güneş Sistemi 

Güneş sistemi ruh için bir deneyimler döngüsüdür. Gezegenlere karşılık gelecek şekilde bunun tam sekiz boyutu vardır: Gezegenler, bu boyutlar için birer odak noktasını temsil ediyorlar. Bir başka deyişle, her boyutun maddi alemdeki görüntüsü farklı olsa da boyutlar kendilerini bu şekilde ifade eden ve gerçekleşen çevre ortamlarıdır. Biz üçüncü boyutta bulunuyoruz ve burası tüm sistem için adeta bir laboratuar gibidir. Çünkü özgür irade sadece burada tam anlamıyla belirleyici olmaktadır. Diğer gezegen ya da boyutlarda, ruhun uygun dersleri alıp almadığını görmek için ruh üzerine uygulanan belirli denetim düzeni bulunuyor.

Eğer yeterince gelişmişse ruh bu denetimi kendisi yapar. Çünkü bu boyutta beden terk edildikten ve bilinçli yaşamın bilgisi bilinçaltına kaydedildikten sonra ikisi arasında bulunan peçe kalkmaktadır.

Gördüğünüz gibi bilinçaltı bu sistemde ve yıldızları da kapsayan diğer tüm sistemlerde ruh tarafından yaşanmış tüm kayıtları içeriyor. Bu, bizim Kayıt Meleği tarafından tutulduğunu düşündüğümüz kayıtlardır. Bu, bizim ruh olarak yaşadıklarımızın öyküsüdür. Tanrı’nın bir parçası olan ve bize yaşam boyu bireyliğimizle birlikte armağan edilen ruh, bir bakıma Tanrı’dan ayrı olan varoluşumuz demektir. Bizim sorunumuz bireyliğimizi kusursuz duruma getirerek Tanrı’ya geri dönmektir. Ruh ve can ya da bireyliğimiz Tanrıyla işte böyle bağlantılıdır.”

Yaşadığımız diğer gezegen ya da boyutlardan kaynaklanan astrolojik etkiler, oralarda edindiğimiz deneyime ve sorunlarımızla nasıl başa çıktığımıza bağlı olarak iyi ya da kötü, zayıf ya da güçlü olabiliyor.

Yıldızlar bizim yaşayacağımız şeyleri değil, ruhun yaşam kalıplarını simgeliyor. On iki zodyak burcu, ruhun yeryüzüne girerken seçtiği on iki yaşam kalıbını göstermektedir.

Edgar Cayce



Uyandırılmış benlik.,

Aslan İster Bir Nişane 🤚
Ali'nin Aslanı ve Ali'nin kılıcı ile şakti ve sekmet arasındaki bağ
Kundalini, benzetme olarak omuriliğin/belkemiğinin dibi olan kuyruk sokumunda yedi sayısının yarısına eşit olan '3,5' kez kıvrılarak uyuyan bir 'ateş yılan' şeklinde tarif edilmektedir. Kundalini kelimesi köken olarak spiral anlamına gelen 'kunda' kelimesinden türemiştir. Zira Kundalini enerjisi, uyarıldığında spiral şeklinde, yılan gibi hareket ederek yükselir. Kadim Kundalini öğretisinin batıni boyutu, Kundalini'yi tanrısal veya Tanrı'nın gücü olarak görür. 
Bu kadim öğreti diğer kadim uygarlıklarda da 'Yılanın gücü', 'Ateş yılanı' olarak simgelenmiştir. 
Eski Mısır öğretisindeki simgelerinden birisi 'Tanrıça Sekhmet'ttir, "Sekine" isminin kadim etimolojik kökeni bu sırra dayanmaktadır. 
Yıkım ve savaşın dişi aslan suretinde tasvir edilmiş tanrıçasıdır. Tanrıça Hathor'un diğer kimliği olduğu da söylenir. İda nadi'nin tam gücünün simgesidir. 
Doğu öğretisinde 'Tanrıça Kali' ve dişil enerji 'Şakti'ye tekabül eder. 
Tantrik Yoga yazıtlarında 'Kundalini şakti' olarak anılmakta, öğreti olarak bilinen yazılı köken bu metinlerden gelmektedir. Bu isim de omuriliği sardığından, kavrama hareketinden hareketle 'kundalini/kundala', 'sarılmış' anlamında kullanılmaktadır. 
Şiva ve Şakti karşılıklı iki güçlü, pozitif/aktif ve negatif/pasif kutuplardır. Şiva denilen güç, özünde eril ve durgundur. Şakti denilen güç ise özünde faal ve dinamiktir ve Şiva'nın itici gücüdür. 
Şakti, Şiva'dan çıkar ve sonsuz kainat olarak tercüme olunur. O da, Kuran'da "Errahmanirahim", yani "Rahim olan Rahman Rabb"e denk gelmektedir. 
Arapça olmayan Rahman,
Hint öğretisinden alınma "Brahman" dır. 
İlk evrensel prensip olarak iki güçle yaratan, yani "Rahman ve Rahim"in birleşmesinden doğan "Rabb" anlamındadır. 
"Sekine" veya 'Şakti ', Eski Mısır'da Tanrıça İsis (Esi) olarak isimlenir. İsis, aynı zamanda "Hathor" inek, yani 'süt emziren ana tanrıçadır!' 🐮 🍼
Evrensel 'Ana', yani dişil prensibin yeryüzündeki simgesi meme ve süttür. Süt, batıni ruhsal ilimde 'tanrısal ilim, hikmet' anlamına gelir. Bu gerçeği bir perde daha açarsak o, "Sekine"nin açığa çıkacağı kişideki faaliyetine işaret eder. Kısaca özetlenmesi gerekirse buna da 'göksel (tanrısal anlamda) veya ruhsal emzirme' denir. Bu emzirmeyle işaret edilen eylem, Kundalini gücündeki şaktinin titeşimlerinin yavaş yavaş yükselip tepeye (baş) tırmanarak eşi olan eril kutup, yani ruh ile birleşme hareketine, böylece de uyanmaya başlamasıdır. Tanrısal dişil enerji uyanma eğilimine girdiğinde bilin ki kişiye ait ruhsal değişim de başlamıştır. Bu uyanış, kişinin ruhsal titreşimlerine, yani kazandığı ruhsallık basamağına göre kendini belli ederek gösterecektir. 


Venüs..

"Üst ben binmeden “Ref ref” denen bu uçan ata,
Çıkamaz Miraç yapmak için yedinci kata!
Eşim ve ben bir bütün, ayrılamaz ikiziz!
RÛH ikimizin adı!
Onu bulandır aziz! 
Merkür’ün ismi ‘Hermes!’ Venüs’ün ki ‘Afrodit!’ 

Yâni ortak adımız olmuştur ‘Hermafrodit!’ 
Bu yüzden rûh, hem erkek!
Hem dişi bir kelime!"

29 Aralık 2017 Cuma

Çiçekler açsın..

Bütün yıldızların parladığını duyarım içimde
Bir sel gibi dolar dünya hayatıma
Gövdemde çiçekler açar
Gönlümde toprağın ve suyun bütün gençliği tüter bir tütsü gibi
Ve seslendirir bir kaval gibi bütün nesnelerin soluğu düşüncelerimi

Rabindranath Tagore


Gülmek..

Soruyor sevgilim: 
gökyüzü ile benim aramdaki fark ne? 
aranızdaki fark şöyle ki 
bir gülsen sevgilim 
aklımda ne yer kalır ne gök