30 Haziran 2018 Cumartesi
Yaşamızı uzatın.
......
Bütün iyi bakteriler probiotik niteliklere sahip olamıyor.
Sağlığa olumlu etki yapan probiotiklerde olması gerekli ve zorunlu nitelikler vardır.
2. beyin sıfatının anlamı bu niteliklerde saklıdır.
.......................................................................
Mide asidine ve safra tuzlarına dayanıklıdırlar.
.
Midedeki kimyasal sindirimde fermentasyona yardımcı olurlar.
.
Besinlerin sindirimini kolaylaştırıp,emilimlerini sağlarlar.
.
Vitaminlerin sentezlemesini yaparlar.Minerallerin özümsenmesini sağlarlar
.
K2 ,H (biotin) vitaminleri, kalın bağırsakların girişinde üretirler
.
Bağırsakların sonuna kadar,canlı ,etkin ve güçlü formlarda ulaşırlar.
.
Bağırsak dokularına tutunarak ,koruyucu bir tabaka oluştururlar.
.
Bağırsaklarda zehirli ve zararlı maddelerin dışarıya atılmalarını sağlarlar.
.
Prebiotiklerle iş birliği yaparak simbiotik bir yaşam kolonosi kurarlar
.
Ağızda,midede ve bağırsaklarda patojenlere karşı sayısal üstünlük sağlarlar.
.
Ürettikleri antimikrobiyal maddelerle patojenlere yaşam şansı bırakmazlar.
.
Hastalıklara yol açan kötü bakterileri ,proteinlerden ürettikleri bakteriyosin denilen doğal antibiotiklerle yok ederler.
.
Hastalıklardan korunmada önemli görevleri yanı sıra , hastalıkların iyileşmesindede bağışıklık sistemini güçlendirerek tedavilere çok önemli destek olurlar.
.
Bütün bağışıklık sisteminin ve sindirim sisteminin yönetimini ve diğer sinir,dolaşım ve solunum sistemleri ile senkronizesini sağlarlar.
.
Bütün savunma sistemlerindeki ve bariyerlerdeki sinirler aracılığıyla antikorları mesajlarla yönetirler ve yönlendirirler.
.
Seretonin ; mutluluk hormonun salgısını arttıran triptofan aminoasidinin % 90'ının bağırsaklarda üretilmesini sağlarlar.
.
Seretonin hormonu yanısıra ,melatonin ve leptin hormonlarınında etkin çalışmalarına destek olurlar.
.
Sinirleri onarır ,sakinlik kazandırırlar.Uyku düzenine destek olurlar.;
Gıdaların fermentasyonunda sayıları arttırarak çoğalırlar.
.
Gıdalarda ürettikleri antimikrobiyal maddeler,ve doğal antibiotiklerle koruyucu olarak görev üstlenirler.
Vücudumuzu tanıyalım..
NÖROTRANSMİTERLER NEDİR?
MESAJ İLETEN HABERCİ MOLEKÜLLER
..
Sinirler arasındaki iletişimi sağlayan, sinirlerden gelen uyarıları diğer hücrelerin anlamasını sağlayan nörotransmiterler, nöronlardaki en önemli moleküller arasındadır.
.
Bu mesajcı moleküller, sinir ucuna gelen elektrik uyarısının sonucu olarak salgılanıyor ve hemen diğer sinir, kas ya da benzeri hedef hücrelere yapışarak burada gerekli uyarının oluşmasını sağlıyorlar.
.
Yani, nöronlar dan gelen mesajı diğer hücrelere iletiyorlar.
Yaklaşık 70 yıl önce ilk bulunan haberci molekül “asetilkolin“. Bunun yanı sıra, “katekolamin” (dopamin, noradrenalin) denen bir grup mesajcı molekül de beyin ve inirlerin işlevleri için çok önemli.
.
Katekolaminler kalp hızı, solunum gibi işlevlerin yanısıra çeşitli düşünce ve davranışları da kontrol edebiliyorlar
.
Beyinde bunların dışında, birçok farklı yapıda mesajcı daha var.
.
Bunlar protein ya da bunların en küçük birimi olan aminoasit yapısında. Oldukça fazla sayıdaki hormonlar da beyin işlevlerinde önemli rol alıyorlar. Hem beyin içinde hem de salgı organları üzerinde etkili olan hormonlar, üreme işlevinden duygusal durumlara kadar birçok işlevi kontrol ediyorlar. Beynin mesajcı moleküllerinin anlaşılması, çeşitli hastalıkların tedavisi için de önemli.
..
.
NALTREKSON
Son yıllarda üzerinde çalışılan molekülerden biri, “naltrekson”.
Bu molekül beyindeki endorfin, enkefalin gibi opiat almaçlarını (reseptör) bloke ediyor.
Bu almaçların bloke edilmesiyse iştahı azaltıyor.
Obezitenin tedavisinde kullanılabilecek olan naltrekson, halen deney aşamasında.
Beyinde bulunan diğer bir mesajcı molekül olan “kolesistokinin” in, iştahı keserek kilo kaybına yol açtığı saptanmış.
Beynin birçok hastalığında etkili olduğu düşünülen mesajcı moleküllerin her gün yenileri keşfediliyor.
Bunların yapılarının ve etki mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasıyla birçok hastalığa çözüm bulunabileceği düşünülüyor.
...
.
ASETİLKOLİN
“Asetilkolin”, istemli kasları ve kalp ritmini kontrol eden sinirlerin ucundan salgılanıyor.
Sinirlerdeki elektrik uyarıları sinir ucunun, yani aksonun sonuna geldiğinde burada asetilkolin salgılanarak hücrenin dışına atılıyor. Nöronlardan salgı lanan asetilkolin, kas hücrelerinin yüzeyinde bulunan almaçlara yapışarak kasın kasılmasına yol açıyor.
Bu sayede koşmak, konuşmak, göz açıp kapatmak gibi her türlü istemli hareketi yapabiliyoruz.
Beyindeki asetilkolin hakkındaysa çok az bilgi mevcut.
....
.
ALZHEİMER
Alzheimer hastalığında asetilkolin üreten hücrelerin ölmesi, bu molekülün bellek, dikkat ve öğrenme işlevlerinde önemli bir rolü olduğunu düşündürüyor.
.
Proteinlerin yapıtaşı olan bazı aminoasitler de nöronlar arasında mesajcı moleküller olarak görev yapıyorlar.
.
“Glutamat” ve “aspartat” adlı aminoasitler beyinde uyarıcı olarak görev yapan, yani diğer nöronları tetikleyen moleküller.
Bu moleküllerin öğrenme ve bellekle yakından ilişkili olduğu düşünülüyor.
.
Glisin ve GABA ise beyinde sinir uyarımını baskılayan moleküller. Diazepin grubu sakinleştirici ilaçlar, beyindeki GABA’nın etkisini artırarak işlevlerini yerine getiriyorlar.
.
.
DOPAMİN
Diğer önemli bir mesajcı molekülse “dopamin”.
Dopamin, hormonal sinyallerin ve hareketlerin kontrolünde görev alıyor.
.
Hareket bozukluğuna yol açan Parkinson hastalığında beyinde neredeyse hiç dopamin olmuyor.
.
Bu hastalığın tedavisinde, dışarıdan verilen dopamin kullanılıyor.
Dopamin, beyinden bazı hormonların salgılanması na yol açıp birçok organın işlevinin kontrolünü sağlıyor.
.
Beyinde dopamin düzeyindeki değişiklikler, davranış ve düşünce bozukluklarına da yol açabiliyor.
.
Dopaminin aşırı salgılanması, şizofreni gibi bazı psikiyatrik hastalıklara neden oluyor.
.
Fizofreni hastalığının tedavisinde dopamin almaçlarını bloke eden, yani beyindeki dopaminin etkisini azaltan ilaçlar kullanılıyor.
.
.
SERETONİN
İnsan psikolojisini etkileyen bir diğer molekülse “serotonin”.
Uyku, depresyon ve endişe gibi durumlar bu molekülün düzeyiyle ilişkili. “Serotonin” düzeyini etkileyen “şuoksetin” gibi ilaçlar, depresyon tedavisinde kullanılıyor.
.
Öğrenme ve bellekle ilişkili bir mesajcı molekülse “noradrenalin”.
.
Adrenalin ve noradrenalin aynı zamanda stres molekülleri olarak da biliniyorlar.
.
Aşırı stres, heyecan ve korku durumlarında salgılanan bu moleküller, kalp atışlarımızı ve nefes alışımızı hızlandırıyorlar.
.Beyinde yeni keşfedilen mesajcı moleküller arasında “trofik faktörler” sayılıyor.
.
Bu moleküller, salgılandıktan sonra özel nöron gruplarına giderek bağlanıyor ve bu hücrelerin gelişme ve işlevlerini denetliyorlar.
..
.
TROFİK
Trofik faktörleri kodlayan genlerin bulunması da bilim adamları arasında heyecan yarattı.
.
Bu genleri aktif hale getirerek beynin Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarını tedavi etmek mümkün olabilecek
.
Beyin hücrelerini etkileyerek birçok duygu ve davranışı yönlendiren diğer mesajcılar da “hormonlar”.
..
.
HORMONLAR
Hormonlar sayesinde çeşitli organların çalışması denetleniyor.
Strese karşı verdiğimiz cevap, çeşitli duygular, hatta cinsel davranışlarımız bile mesajcı hormonlara bağlı.
.
Beyinde hipotalamus ya da hipofiz bezinden salgılanan çeşitli hormonlar, vücutta tiroid, yumurtalıklar ve böbreküstü bezleri gibi organlara mesaj iletiyor.
.
Örneğin, beynin alt orta kısmında bulunan hipotalamus’tan salgılanan “gonadotropik” hormon, alt merkezlerdeki hipofiz bezinden “LH” denen başka bir hormonun salgılanmasına yol açıyor.
.
LH, testislere giderek buradan erkeklik hormonu olan “testosteron” salgılanması sağlıyor.
.
Belirli bir miktarda salgılandıktan sonra, “testosteron”, beyne giderek gonadotropik hormon ve LH salgılanmasını durduruyor.
.
Böylece hormon mesajcılar sayesinde vücudun farklı organları arasında çok hassas bir denge oluşuyor.
.
Hormonlar yalnızca belirli salgı bezlerini etkilemekle kalmayıp, insanların duygusal tepkilerini, moralini ve hatta kadın erkek arasındaki farklılıkları bile belirleyen moleküller arasında.
.
Son yıllarda bulunan en şaşırtıcı mesajcı moleküller “gaz”lar.
Bu gazlar bilinen mesajcı moleküllerin özelliklerini taşımıyor.
.
Yani, bunlar sinir uçlarında depolanıp elektrik uyarısı geldiğinde salgılanmıyor.
.
Gerektiğinde belirli enzimler tarafından oluşturulan bu gaz mesajcılar, hücre duvarından difüzyon yoluyla geçerek hedef hücreye ulaşıyor.
.
Gazlar, diğer mesajcılar gibi hedef hücredeki özel almaçlara bağlanmıyorlar.
.
Hedef hücrenin zarından kolaylıkla geçen gaz mesajcılar, hücre içerisindeki hedef moleküllere bağlanıyorlar.
.
Genellikle protein yapısında olan hedefe bağlanan gazlar, bu molekülü aktif hale geçiriyorlar.
.
Gaz mesajcıların başında “nitrik oksit” ve “karbondioksit” gazları geliyor.
.
Nitrik oksit, penisteki nöronlara girerek sertleşmeyi sağlıyor.
.
Sindirim sistemindeyse normal bağırsak hareketlerinden sorumlu.
.
Beyindeki nitrik oksitse “siklik GMP” denen bir molekülü kontrol ederek, nöronlar arası eşgüdümü sağlıyor.
:
29 Haziran 2018 Cuma
Anadolu insanı hakkında bir görüş.
İbn Batuta 14.yüzyılda Anadolu’yu gezip, ünlü seyahatnâmesinde ülkemizin o yıllardaki yaşayışı hakkında değerli bilgiler veren, önemli bir gezgindir.
İbn Batuta, 1304’de Tanca’da(Fas) doğmuş, Mısır, Suriye, Arap Yarımadası, Irak, İran, Doğu Afrika, Anadolu, Kuzey Türk illeri, Orta Asya, Hindistan, Çin, Endülüs ve Sudan gibi ülkeleri içine alan gezilerini yapmıştır.
Çeyrek yüzyıl süren bu gezilerde gördüğü ülkelerin ileri gelenlerini, adetlerini, törelerini, yaşayışlarını, yediklerini, içtiklerini, hükümdarların mücadele ve savaşlarını, dini makamları, dini kuruluşları bütün incelikleriyle öğrenmeye çalışmış ve bunları anlatmıştır.
1369 yılında vefat eden Batuta’nın seyahatnâmesi Türkçeye daha önceki yıllarda ve son olarak 2004’de çevrilmekle beraber,1971’de, Bin Temel Eser serisinde “İbn Batuta Seyahatnâmesi’nden Seçmeler” adı altında yayınlanmıştır. İsmet Parmaksızoğlu’nun hazırladığı bu eserde İbn Batuta’nın Anadolu, Kuzey Türk illeri ve Güneydoğu Anadolu gezileri yer almaktadır.
İbn Batuta’nın 14.yüzyüzyıldaki Anadolu’yu anlattığı seyahatnâmesinde (1) şu tespitleri önemlidir:
- İbn Batuta, Anadolu’ya “Türk ülkesi’’ ve bu ülkenin insanlarına “Türkler, Türkmenler’’ demektedir. Bu satırları okuyunca “Acaba İbn Batuta yanlış bir ülkeye mi geldi?” diye düşündüm.
“Neden?” diye sorarsanız; günümüzde bâzı partilerin ileri gelen politikacıları ile onların düşüncelerine yakın sivil toplum kuruluşları ve bâzı kişiler vatanımıza“Türk ülkesi “ ve bu ülkede yaşayanlara “Türkler” demekten ısrarla kaçınmaktadır. Hatta bu kişiler resmi adı Türkiye Cumhuriyeti olan ülkemizde “Türk” “Türk milleti” demenin ırkçılık olduğunu, zaten bu kavramları Atatürk’ün ortaya attığını söylemektedir.
Hâlbuki yalnız İbn Batuta değil, daha önce Marco Polo gibi başka gezginlerin ve 12. 13.yüzyıllardaki Haçlı Seferleri sırasında bütün batılı kaynakların ülkemizden “Turchia” veya “Turcmenia” ve insanlarından “Türkler” diye bahsettiklerini biliyoruz. Demek ki; ülkemizde Türk Millet’inin 1000 yıllık egemenliği tarihi gerçeklere uygundur. Günümüzde sıfırdan “yeni ve sivil anasayasa” yapacağız diye; Anayasadan egemenliğin Türk milletine ait olduğunu gösteren hükümlerin kaldırılarak devletimizin başka etnik grupların ortaklığına uygun bir hale getirilmesi tarihi gerçeklere aykırıdır. İbn Batuta 14.yüzyılda bütün Anadolu’yu gezmiş ve Anadolu’nun bir Türk ülkesi olduğunu tespit etmiştir. Yüzlerce yıldan beri ve günümüzde bir Türk ülkesi olan vatanımızda Türklerin millet egemenliğini değiştirmek ve başka etnik gruplarla ortaklığa dönüştürmek, “demokratik, siyasi çözüm” gibi hangi kisve altında olursa olsun, kimsenin haddi ve hakkı olmasa gerekir. Bu duruma devletimizin kurucuları olan Türklerin karşı çıkması da hakkı ve ödevidir.
2. İbn Batuta Anadolu’da her yerde insanların Türkçe konuştuğunu görmüştür. Türkçe bilmeyen gezgin, insanlarla bir tercüman aracılığı ile anlaşmıştır. Bu durum tespiti de Anadolu’nun Türklüğünü gösterir. Türkçe, o dönemde Yunus Emre, Süleyman Çelebi, Kaygusuz Abdal, Gülşehri, Nesimi, Aşık Paşa gibi şairleri ile büyük bir edebiyat dilidir.
3. İbn Batuta Anadolu’ya ‘’Dünyanın en güzel memleketidir. Tanrı güzelliklerini öteki ülkelere ayrı ayrı dağıtırken, burada hepsini bir araya getirmiştir. Burada dünyanın en güzel insanları, en temiz kıyafetli halkı yaşar ve en nefis yemekler pişirilir. Tanrının yaratıkları içinde en şefkatli olanlar bunlardır.’’demektedir. Bu ifadelerden gezginin Türk vatanını güzel ve Türk insanlarını güzel, temiz, şefkatli bularak beğendiğini anlıyoruz.
4.İbn Batuta bize o devirdeki Türk kadınlarının yaşayışını,dış görünüşünü anlatmaktadır.Onların giyim kuşamları, toplum içindeki rolleriyle ilgili önemli bilgiler vermektedir . “Bu ülkede kadınlar erkeklerden kaçmazlar. Yola çıkacağımız zaman kadınlar akraba ve hane halkındaymışçasına bizimle vedalaşırlar, bu ayrılıktan dolayı üzüntülerini gözyaşlarını dökerek belirtirler.”diyerek kadınların toplumdaki yaşayışa katkılarını övmektedir.
5.İbn Batuta, Anadolu’da gezerken, her yerde ahiler tarafından karşılanır. Onların tekkelerinde bedava yer, içer ve konaklar. Ahiler hakkında önemli bilgiler veren Batuta “Ahiler, Anadolu’ya yerleşmiş Türkmenlerin yaşadıkları her yerde şehir ve köylerde bulunmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde bunların eş ve örneklerine rastlamak mümkün değildir.” Diyerek Ahilerin yüksek ahlâk özelliklerini belirtmektedir. Bugünkü bilgilerimize göre ahilik; ’’Anadolu’da 13.yüzyılda görülmeye başlayan ve hızla gelişen, amacı insânî hasletleri geliştirerek cemiyete yayma, sosyal düzeni kurma ve yardımlaşma olan büyük bir teşkilât( En çok esnaf teşkilâtı arasında yayılan ve Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ahilik geleneğinin izlerine esnaf arasında hâlâ rastlanmaktadır. Ahilik tarikat müessesesinin kuvvetle tesîrinde kalmış, düşmanına bile iyilik etmek, hiddetini yenmek, kendi muhtaç iken başkalarına vermek, affetmek gibi esaslara dayanan bir ahlâk anlayışını topluma yerleştirmek, iş sahalarında adam yetiştirmek, istihsali çoğaltmak, çalışma sevgisini aşılamak, misafirperverlik, yoksullara yardım etmek gibi cemiyetin yararına olacak prensipleri benimseyip yaymayı gâye edinmiş, bunun yanında binicilik, silâh kullanma, mûsikî gibi meziyetleri geliştirmeye de ehemmiyet vermiştir.(2)
6. İbn Batuta, medrese ve büyük camilerde yüksek seviyede ders okutan bilginlere, öğretmenlere hükümdar ve halk tarafından büyük değer verildiğini, onlara imkânlar sağlandığını anlatmaktadır.
7.İbn Batuta Türklerin misafirperverliğinden ve misafirlere gösterdikleri sevgiden övgüyle bahsetmektedir.
8. Anadolu‘daki Türkleri yakından tanıyan gezgin; ‘’Türklerin cihad ve gaza ehli yiğitler ‘’ olduğunu söylemektedir.
9.Bursa’da Osmanlı Beyliğini ziyaret eden İbn Batuta, Sultan Orhan hakkında; ”Bu hükümdar Anadolu’da Türkmen padişahların en ulusu olduğu kadar, toprak, asker ve varlık bakımından da onların en üstünüdür.”diyerek ileri bir görüşle Osmanlı Beyliğinin geleceğini görmüştür.
Xxx
Sonuç olarak; 14.yüzyılın başlarında Anadolu’ya gelen, zamanının tanığı bir gezginin kaleminden vatanımızda o dönemde dilimiz, toplumsal geleneklerimizin, kısaca kültürümüzün nasıl egemen olduğunu öğreniyoruz. Malazgirt’ten bu yana Anadolu’da Türklerin oynadığı rolü başka bir etnisite oynasaydı devletin ismi onların olurdu. Tarih böyle, bu ülkede egemen olan Türk kültürüdür diye kimseden özür dileyecek veya kimseye ihsan verecek halimiz yok.
”Nereden geldiklerini bilmeyenler, nereye gideceklerini bilemezler’’ gerçeğinden hareketle günümüzde bize dayatılmak istenen yanlış dönüşümlere, açılımlara tarihimizden Nizamülmülk’ün Sultan Melikşah’a öğüdü olan şu sözleriyle cevap veriyoruz; ” Bak Sultanım Türk’e dikkat edesin. Devlet yapıcı ve yıkıcı özelliği vardır. Kurduğu devletin kendisine hizmet etmediğini anlarsa, yıkmakta ve yenisini kurmakta tereddüt etmeyecektir.”
Unutulmasın!
Kaynakça;
1.İbn Batuta Seyahatnâmesi’nden Seçmeler,Haz:İsmet Parmaksızoğlu, MEB, Bin Temel Eser, İstanbul,1971
2.Misalli Büyük Türkçe Sözlük, İlhan Ayverdi,Kubbealtı Yay.İstanbul, 2010